Neslihan Varol - İstanbul Modern Eğitim Bölümü Yöneticisi

Sanatı sevdirmek

Sanatı sevmek emek gerektirir. Sevdirmek de öyle. Popüler kültürün egemen olduğu, her geçen gün farklı bir görüntü ve ses kirliğiyle karşılaştığımız bir zamanda yaşarken çocuklarımız için neyi kalıcı kılabiliriz?

Bu soru yeni anne olmuş biri olarak beni devamlı meşgul ediyor. Onlar için en iyisini yapmak istiyoruz. Kendi geçmişimizde karşılaştığımız durumlara benzer durumlar karşısında kaldıklarında onlara nasıl yeni bakış açıları kazandırabileceğimizi, nasıl yeni yollar açabileceğimizi araştırıyoruz.

İlkokula giderken sanat benim için sadece okulda mevsimleri, özel günleri, ailemi konu alan resimler yaptığım bir etkinlikti. Aslında 'sanat' kavramı üzerine düşünmeye başlamam çok sonra oldu. Bu kavramın çok da kolay tanımlanamayacağını yıllar sonra öğrendim. İlk gençlik yıllarımda desen dersi almaya başladığımda, önüme 70X100 ölçülerinde bir kağıt koydular ve dediler ki, "Bugün pazar yeri çizeceğiz." Çok şaşırmıştım. Bu kadar sıradan bir konu üzerine şimdiye kadar hiç düşünmemiştim. Herhalde meyveler, sebzelerle dolu tezgahlar ve pazarcılar çizmem gerektiğini düşünmüş olmalıyım ki, kocaman kağıda küçücük bir pazarcı çizdim. Bu çizimi yapmak benim bir saatimi almıştı. Dersi veren hocamız yanıma geldi, "Bu resmi bir saatte nasıl bitireceksin?" diye sordu. Kağıda baktım, kocaman ve bembeyazdı. Hayatımda daha önce hiç bu kadar büyük bir kağıda raslamamıştım.

Her şeye dikkatle ve tutkuyla bakmak

Derslere devam ettikçe bir şişenin kıvrımlarının, oturan birinin dizinden yukarı çekilmiş pantolonunun paçasının nasıl bu kadar güzel olabildiğini keşfettim. Sanat her şeye dikkatle ve büyük bir tutkuyla bakmamı sağlıyordu. Nesnelerin dokularını, ışıkla olan ilişkilerini, mekanda nasıl bulunduklarını sorguluyordum. Son derece sıradan gibi görünün her şey çok güzeldi. Bu güzellikleri ilk defa keşfediyordum. Peki olaylar, konular, kişiler, durumlar, mekanlar, sesler nasıl anlatılabilirdi? Sonraki yıllarda bunun heykelde, yerleştirme sanatında, müzikte, dansta, fotoğrafta ve sinemada icra edilme biçimlerini de gördüm. Hepsi birbirinden farklı yeni kapılar araladı benim için. Aslında çok emek verdim. Hala veriyorum. Her bir eser benim için yeni bir karşılaşma. Yaşamla yeni bir tanışma. Bir müze eğitimcisi olarak bu benim hayatımın anlamı desem, hiç de abartmış olmam heralde.

Nerdeyse her gün çocuğunun sanata olan ilgisini güçlendirmeyi, yaratıcı yönlerini geliştirmeyi amaçlayan bir veli ile tanışıyorum. Hep aynı soru: "Onun için ne yapabilirim?" Aslında bu sorunun yanıtı o kadar basit ve o kadar yakınımızda ki. Bazen bu basit yanıtın velilerimiz için tatmin edici olmadığını da itiraf etmeliyim. Bunun tek bir tarifi yok maalesef. Bu, bizim çocuklarımıza bakışımızla ilişkili bir konu. İlk olarak çocukların kendi karakterlerini taşıyan birer birey olduğunu kabullenmemiz ve her birinin sanatla farklı biçimlerde ilişki kuracağını bilmemiz gerekiyor. Kimisi geleceğin sanatçısı kimisi sanatın takipçisi olacak. Önemli olan onları sanata duyarlı bireyler olarak yetiştirmek.

Onlar için olanak yaratmak

Biz velilerin çocuklarımızın sanatsal gelişimlerini desteklemek için yapabileceği en önemli şey şüphesiz onlar için olanak yaratmak. Bu olanağın maddi bir yükü olması gerekmiyor. Olanak yaratmak illa çocuğunuzu ücretli bir sanat kursuna göndermek anlamına gelmiyor. Çocuklarımız evin duvarlarına karalamalar yaptıklarında veya koltukları boyadıklarında onlara kızmamakla başlayabiliriz. Kağıt, kumaş, plastik, aklınıza gelen her nesne bir sanat malzemesine dönüşebilir. Eğer çocuğunuz duvara boya yapmak istiyorsa ve bu sizi rahatsız ediyorsa onu farklı yüzeylerle çalışmaya teşvik edebilirsiniz. Duvara çizmekte ısrar ediyorsa da onu bu konuda özgür bırakmak, verebileceğiniz en büyük hediyedir. Çocukluğumda çoraplarımı kesip onlarla heykel yaptığımda annemin bana kızdığını hatırlıyorum. Bir de benim bu heykeli yaparkan aldığım tarifsiz zevki.

Çocuklar oyunla büyür. Bu oyunları sanat uygulamalarına taşımanız, çocuğunuzun sanatsal gelişimini eğlenerek, istekle sürdürmesini sağlar. Arabalarının tekerleklerini boyalara batırabilir, bir taraftan araba yarışı yaparken bir taraftan da renklerin lekelerini inceleyebilirsiniz. Farklı dokuların izlerini çıkarabilir, çıkardığınız izlerin hangi dokulara ait olduğunu bulma oyunları oynayabilirsiniz. Herhalde onların en çok kuklalar yapmak ve resim yaparken aynı zamanda onunla ilgili bir masal yazmak ilgilerini çeker. Her tür nesne ile birçok sanat oyunu oynamanız mümkün; karton bardaklardan bir kent kurabilir, bir çarşafın iki ucunu bir yere bağlayıp karanlıkta fenerle gölge tiyatrosu yapabilir, ayakkabı kutularının içinde sanat hazinelerini saklayabilirsiniz. Çocuklarımız sanat oyunlarıyla farkındalıklarını arttırır, keşfederek öğrenir ve dünyayı tanırken kendi bakış açılarını, yorumlarını, fikirlerini ortaya koyarak kişiliklerini geliştirirler.

'Dünyanın Güzellikleri'

Çalıştığım müzede gerçekleştirdiğimiz sanat etkinliklerinden birini hatırlıyorum. Bu etkinlikte çocuklarla geleceğe yön verecek, yaşam biçimimizi değiştirecek nesneler tasarlıyorduk. Atölyeye katılan çocuklarımızdan birinin çalışması dikkat çekiciydi; Duygu, gelecek için bir gözlük tasarlamıştı ve adını 'Dünyanın Güzellikleri' koymuştu. Bu gözlük küresel ısınma, çevre kirliliği gibi nedenlerle kirlenecek olan dünyamızın geçmişte ne kadar güzel olduğunu hatırlatmak amacıyla bakılan yerin geçmiş görüntülerini gösteren bir gözlüktü. Sekiz yaşında bir çocuğun büyük hayal gücünü ve öngörülerini somutlaştırdığı fikri ve tasarımıyla belleğime kazınan sayısız sanat çalışmasından biriydi bu.

Sanatın okulda öğrenilen bilgileri pekiştirmede de bir araç olabileceğini unutmamamız gerekir. Derslerde işlenen kavramların sanat eserleri üzerindeki izdüşümlerini yorumlamak çocuklar için öğrenme sürecini zenginleştiren eşsiz bir yoldur. Bunun için heykellerdeki geometrik biçimlerin izini sürebilir, belirli bir tema ile ilişkili seçtiğiniz eserleri onunla birlikte tartışarak yorumlayabilirsiniz. Sanat eserlerini yorumlamak, sadece derslerde öğrenilen bilgilerin pekişmesinde değil çocuğunuzun yaratıcılığının gelişmesinde de büyük rol oynar. Yaratıcılık, hayal gücünün, deneyimin ve birikimin bir sonucudur. Sanat eserleriyle karşılaşma olanağı ve eğitim etkinlikleriyle müzeler, yaratıcılığın gelişmesine imkan tanıyan mekanların başında gelir şüphesiz. Bugün ülkemizde bir çok müze çocuklara özel etkinlikler düzenliyor. Üstelik bu etkinliklerin bir çoğu on iki yaşın altındaki çocuklar için ücretsiz. Umudumuz bu müzelerin sayısının artmasından ve müzelerin eğitim olanakları yaratmasından yana.

Önümüzde okulların tatil olduğu iki haftalık bir dönem var. Bu dönemde çocuğunuz için hem eğlenceli hem de eğitici bir müze programı geliştirmeniz mümkün. Birçoğumuz farklı eğitim süreçlerinden geçmiş, farklı meslek gruplarından velileriz. Bugüne kadar ailelerimizden, okullarımızdan ve yaşam deneyimlerimizden edindiğimiz farklı bilgileri kullanarak yaşadık ve yaşama katıldık. Belki çocuk sahibi olana kadar hiç birimiz bu bilgileri paylaşarak bir çocuğun öğrenme sürecine katkıda bulunmadı. Çocuk sahibi olduğumuzdan beri ise bu sorumluluğu hakkıyla yerine getirmek için elimizden geleni yapıyoruz; araştırıyoruz, okuyoruz, sınıyoruz, eliyoruz, yorumluyoruz ve deniyoruz. Aslında unutmamamız gereken çok temel bir konu var: Her çocuk gibi sizin çocuğunuz da farklı bir birey ve herkes gibi onun da öğrenme sürecinde kendine özgü eğilimleri var. Büyük olasılıkla bu eğilimleri de en iyi bilen sizsiniz.

Yarı yıl tatilinde onun ilgisini çeken bir konu belirleyin. Son zamanlarda merak ettiği herhangi bir şeyi ele alın. Bu konu arabalar, sanat eserleri, teknoloji, kısacası herhangi bir şey olabilir. Ülkemizde farklı koleksiyonlara sahip birçok müze var: Arkeoloji, etnografya, oyuncak veya sanat müzelerinden birini seçin. Ziyaret edeceğiniz müze hakkında internetten ya da başka kanallardan bilgi toplayın. Gezi tarihinizden önce çocuğunuzla birlikte, ele aldığınız konu hakkında araştırmalar yapın. Böyle bir hazırlıktan sonra birlikte müzeyi ziyaret edin. Eğer bir sanat müzesini ziyaret ediyorsanız, inanın seçtiğiniz konunun izdüşümünü içinde barındıran bir çok sanat eseriyle mutlaka karşılaşacaksınız.

Peki sanat yapıtlarını çocuğunuzla müzelerde doğrudan, evinizde ise sanat kitaplarından nasıl değerlendirebilirsiniz?

Temel olarak gerçekleştireceğiniz etkinliği aşamalara bölmenizde fayda var. İlk olarak ele alınan eseri, yaratıcısıyla, türüyle, adıyla, ne zaman yapıldığıyla, yapıldığı dönemin önemli olaylarıyla tanımlayabilirsiniz. Bu tanımlamayı tek yönlü değil çocuğunuzla karşılıklı diyalog  halinde sürdürmeniz öğrenme sürecini etkin kılacaktır. İkinci aşamada eserin biçimi, rengi, dokusunu, hacmini ve mekanını tanımlayabilirsiniz. Çözümleme adımını karşıt renkleri, uyumu, ön arka ilişkisini ve hareketliliği değerlendirerek tamamlayabilirsiniz. Bu tanımlama ve çözümlemenin ardından üçüncü aşamada çocuğunuzdan eser hakkındaki yorumunu öğrenebilirsiniz. Mutlaka son adımı çocuğunuzun yargılarıyla tamamlayın. Ona incelediği eserden hoşlanıp hoşlanmadığını sorun. İnanın çocuklar kaşfetmeye ve çözümlemeye dayalı bu gibi faaliyetlerden büyük bir keyif alır. Hele ki bu faaliyeti tek başına değil sizinle beraber yapıyorsa. Sadece önden biraz hazırlık yapmanız gerekebilir. Çocuklarda sanat eserlerine karşı yetişkinlerde olmayan bir tavır hakimdir. Onlar sanat eserlerine önyargısız yaklaşırlar. Bu yüzden bu faaliyet onun için hiç zorlayıcı olmayacaktır. Sadece sorularınızı onun anlayabileceği biçimde sorun.

Bir çok sanatçı çocukluğundaki yalın sanatsal bakışa ve ifadeye ulaşmak için yıllarını harcar. Sanat eğitimi, çocukluğun büyüsü olan ve yetişkinlikte belki de zamanla kaybettiğimiz merak etme, araştırma, sorgulama, hayal kurma gibi özelliklerimizi korumanın ve yaratmak için yaşamanın eşsiz bir yoludur. Sadece herşeyde olduğu gibi bu konuda da emek vermemiz gerekir.

Bir Sanat Müzesinde ya da Galeride Sanat Yapıtlarını Nasıl İnceleyebilirsiniz?

1.   Adım: Eseri tanımlamak

Sanatçının adı, eserin üretildiği dönem, eserin rengi, dokusu gibi biçimsel özellikleri

2.   Adım: Eseri çözümlemek

Eserdeki renk uyumu, ön-arka ilişkisi, ışık dağılımı, kompozisyon dengesi

3.   Adım: Eseri yorumlamak

Sanatçı bu eserinde hangi konuları ele almış, bize eseriyle neyi, nasıl anlattığı

4.   Adım: Eser hakkında yargıda bulunmak

Çocuğunuzun eserden hoşlanıp hoşlanmadığı, onu tekrar görmeyi isteyip istemediği

Gezinin Planlanması

•    Gideceğiniz yer hakkında çocuğunuzu önceden bilgilendirin.

•    Gideceğiniz mekanda ne tür sanat eserleriyle karşılaşacağı konusunda çocuğunuza önceden bilgi verin.

•    Ziyaret ettiğiniz mekanda tüm eserleri incelemek yerine, çocuğunuzun dikkat süresini göz önünde bulundurarak sınırlı sayıda sanat eserini inceleyin.

•    Gezinizin ardından çocuğunuzla gezinin değerlendirmesini yapın.

•    Gezi sırasında onu etkileyen eserlerden yola çıkarak birlikte yapacağınız bir sanat çalışmasıyla, gezide edindiği bilgileri pekiştirmesine aracı olun.

23.01.2012

Yorumlar

Yeni Yorum: