Türkiye'de okullaşma oranları, okul öncesi eğitime verilen önem giderek artarken, eğitimciler okul öncesi dönemde ikinci dil eğitiminin önemine dikkat çekiyor. TED İstanbul Koleji Genel Müdür Yardımcısı Tuta Özgen, yapılan araştırmalara göre, bir çocuğun başka bir dil öğrenebilmesi için en uygun dönemin, hayatının ilk 3-4 yılı olduğunu belirtiyor.
Okul öncesi eğitime önem veren Türk Eğitim Derneği (TED) İstanbul Koleji Anaokulu'nda, çocuğun İngilizce dil eğitimini, Türkçe ile birlikte geliştirmesine olanak sağlayan bir eğitim programı sunuluyor. TED İstanbul Koleji Genel Müdür Yardımcısı Tuta Özgen, erken yaşta dil eğitiminin önemini, "Senelerce okul öncesi dönemindeki çocuklara yabancı dil öğretmenin nafile bir uğraş olduğu düşünülmüştür. Ancak, yapılan çalışmalar bir çocuğun başka bir dil öğrenebilmesi için en uygun zamanın hayatının ilk üç-dört yılı olduğunu göstermektedir" sözleriyle açıklıyor. TED İstanbul Koleji Anaokulu'nda uygulanan sistemin özelliklerini ise şöyle özetliyor: "TED İstanbul Koleji Vakfı Okul Öncesi Programı, Milli Eğitim Bakanlığı ve Türk Eğitim Derneği Okul Öncesi Eğitim Programlarında belirtilen esaslara göre, tüm dünyada okul öncesi eğitim bilimlerinde geçerliliği kanıtlanmış yaklaşımlardan yararlanılarak hazırlanmış özgün bir programdır. Program ulusal değerlerin yanı sıra uluslararası bir bakış açısı geliştirmeyi amaçlar. Kazanımlar, temaların tüm derslere ve etkinliklere taşınması ile sağlanır. Çocuklarımız soru sorarak, yaparak, eğlenerek, keşfederek öğrenirler."
Tuta Özgen ile anaokullarında uygulanan programın özelliklerini, öğrenci-öğretmen ilişkisini, okul öncesinde uyguladıkları programın ilköğretim ve liseye entegrasyonunu konuştuk.
- TED İstanbul Koleji Anaokulu'nda uygulanan eğitimin diğer sistemlerden farkları ve ön plana çıkan özellikleri neler?
Programın en önemli özelliklerinden biri İngilizce dil becerisinin, anadilimiz Türkçe ile birlikte geliştirilmesidir.İnsanlar bir dile, çocuklar gibi oyun ve keşfetme yoluyla tamamen kendilerini kaptırdıklarında, dili çabuk ve daha kolay öğrenebilirler. Bu yüzden dil öğrenirken ne kadar çocuksu olursak, o kadar kolay öğreniriz.
Küçük yaşta dil öğrenimi doğal bir süreçtir
Yetişkinler, çoğunlukla doğal olmayan ortamlarda dil öğrenmeye çalışırlar. Bebeklerin konuşmayı nasıl öğrendiklerini gözlemlemek doğal öğrenenler olduklarını kanıtlamaktadır. Bebekler, yaşamlarının ilk altı ayı boyunca dünyadaki tüm dilleri oluşturan 70 sesi kullanarak algılarlar. Sonra, çevrelerinde duydukları sesleri ve kelimeleri kullanarak konuşmayı öğrenirler. Bebeğin beyni daha sonra duymadığı dilleri konuşma yeteneğini kullanmayacaktır. (Kotulak, 1996).
İkinci dil öğrenilmesinin önemi
Inside the Brain'in yazarı Ronald Kotulak: okul öncesi dönemde düşünme, dil, vizyon, tutum, yetenek ve diğer özelliklerin temelinin atıldığını dolayısıyla, ikinci bir dil öğrenmenin birinci dili öğrenmek kadar kolay olduğu bu dönemde, doğal öğrenme yeteneğini kullanmamanın bir kayıp olduğunu belirtir. Öğrenme yeteneğinin yüzde 50'si yaşamın ilk yıllarında ve yüzde 30'u sekiz yaşına kadar geliştiği için erken çocukluk dönemi programları erken öğrenme ve gelişimi destekleyebilir. Burada kastedilen çocukların yaşamın ilk yıllarında beyindeki başlıca öğrenme yollarını oluşturduklarıdır (Bloom, 1964). Yaşamın daha sonraki dönemlerinde bir bireyin öğrendiği her şey bu ilk yıllarda kazanılan bilgilerden türeyecektir.
- Bu eğitimin öğrencilerin sosyal, sanatsal ve duygusal eğitimlerine katkıları nasıl oluyor?
Program hedefleri çocuğun temel sosyal kurallara uyabilme, duygu ve düşüncelerini bağımsız olarak ifade edebilme, işbirliği, yardımlaşma ve paylaşma gibi temel sosyal becerileri edinmesini, merakları doğrultusunda sorular sormasını, problem çözebilmesini; ayrıca sosyal kuralları içselleştirmesi, düşünme ve araştırma becerilerini bilgiye ulaşmak için kullanabilmesi, farklı durum ve değişikliklere uyum sağlayabilmesini, düşüncelerini ve bilgilerini oluşturduğu ürünlere yansıtarak bir gruba karşı sunabilmesini içeriyor. Bunlardan başka çocuğun toplumsal ve uluslararası değerleri benimseyerek farklı ihtiyaçlara, düşüncelere ve kültürlere karşı duyarlılık göstermesi, duygu ve düşüncelerini farklı yollarla ifade edebilmesi, ilgileri doğrultusunda bilgiye ulaşma yollarını bilmesi ve kavramsal bakış açısına sahip olabilmesi de programın hedeflerindendir.
Tüm çalışmalar bu hedefler doğrultusunda yapılandırılıyor. Programın içinde çocukların sanat, müzik ve spor dallarındaki ilgilerini destekleyen kulüp çalışmaları da mevcut.
- Burada verilen eğitimin ilköğretime entegrasyonunu nasıl sağlıyorsunuz?
Anaokulunda uygulanan eğitim programı planlanırken her yaş grubunda yapılacak olan etkinlikler, ilköğretim ve lisede uygulanan eğitim programlarının da dahil edildiği disiplinler arası yapılan çalışmalar ile desteklenir. İlköğretimdeki öğrencimizin geleceği nokta, her alandaki kazanımlarının seviyesi bizim anaokulundaki eğitim programı planlamamızda etkin rol oynar. Öğrencilerimizin hazırlık sınıfından ilköğretime geçişinde bir plana bağlı olarak çeşitli etkinliklerle oryantasyon çalışmaları yapılıyor. Çocuklar, günün belli bir zaman dilimini ilköğretim okulumuzda geçiriyor. İlköğretimin bölümlerini tanıyor. Yemekhanede yemek yiyor, teneffüste bahçede oyun oynuyor, bir sınıfta İlköğretim Sınıf öğretmeni ile ders işliyor vb.
Böylece çocukların duygusal olarak hazır olması sağlanıyor. Ayrıca okuma-yazma çalışmaları da ilköğretim okulumuzdaki sınıf öğretmenliği zümre başkanlığı tarafından desteklenerek yürütülüyor. 6 yaşın sonunda anne babalara ilköğretime geçişte çocuklarını nasıl desteklemeleri ile ilgili seminerler düzenleniyor. Çocukların anaokulu gelişim raporları ilköğretim öğretmenlerine aktarılıyor, bu konuda iki birimin Rehberlik bölümleri birlikte çalışıyor.
Çocukların sosyal, duygusal, bilişsel gelişimlerinde desteklenmesi gereken alanlar önceden saptanıyor ve yıl boyunca ailelerle paylaşılıyor. Bu alanlarda bireysel çalışmalar yapılıp, okulda ve evde işbirliği şeklinde pekiştirilme hedefleniyor. Böylece çocuklar her alanda okul olgunluğuna erişmiş olarak ilköğretime geçiş yapıyorlar.
Okulun eğitim kalitesini belirleyen öğretmendir
-Aileler okulunuzu neden tercih etmeli?
TED İstanbul Koleji, Atatürk'ün direktifleriyle kurulmuştur ve TED misyonu ile yoluna devam etmektedir. Bu misyonu benimseyen bir eğitimci kadrosu ile de öğrencilerin gelecekte, toplumda lider ve model olacak bireyler olmaları için çalışmalarını sürdürmektedir. Dolayısıyla eğitim programımızın uluslararası bir bakış açısı içermesi, öğrencilerimize sunduğumuz donanımlı eğitim ortamları, Türk ve yabancı öğretmen kalitemiz, anadil seviyesinde İngilizce dil eğitimi, öğrencilerimizi sadece akademik değil sosyal ve kültürel alanlarda da destekleyen ve buna dair fiziksel donanıma sahip bir okul oluşumuz tercih edilmemizi sağlayacak en önemli faktörlerdir.
Sevgi dolu bir öğrenme ortamı
Öğretmenle öğrenci arasındaki iletişim, sevgi ve saygıya dayalı, yapılandırılmamış öğrencinin doğal yaşamı içinde ihtiyaç ve beklentilerine yönelik bir iletişimdir. Çocuklar güvenli, huzurlu ve sevgi dolu bir öğrenme ortamındadır.
Çocukların gelişimine katkıda bulunan kişi öğretmendir
Okulun eğitim programı ne kadar dikkatli hazırlanmış olursa olsun, çocuklarla bütün gün beraber olan, programı uygulayan öğretmendir. Çocukları gözleyip programı geliştirecek, çocuklarla doğru iletişim kurarak onların gelişimine katkıda bulunacak kişi de yine öğretmendir. Dolayısıyla okulun eğitim kalitesini belirleyen öğretmendir. Bundan yola çıkarak öncelikle öğretmenlerimizin gelişime ve yeniliklere açık, bunu bir ekip ile yürütebilecek işbirliği becerisine sahip, öğrencisini bir anne-baba gibi benimseyerek tüm alanlarda sosyal, duygusal, bilişsel ve fiziksel-gelişimine katkıda bulunabilecek donanımda olmasına dikkat ediyoruz.
22.12.2011