Bireysel sorumluluktan sosyal sorumluluğa (2. Gün)
◊ Çcocuklarda sorumluluk bilincini geliştirmek için, önce kendileri ile ilgili sorumluluk vermek en iyisi. Uzmanlara göre, bunun ardından, bir aile bireyi olarak üstlenmesi gereken sorumluluklar, sonra da sosyal sorumluluklar öğretilmeli. Aile içinde öğrenilen becerilerin en önemli rolü, sosyal ilişkilerde belirleyici olması. Arkadaşları ile uyum içinde oynamak, okul kurallarına uymak için gerekli alt beceriler evde aile ortamında öğreniliyor. Anne-babalar çocuğa sorumluluk aşılarken aslında onu toplumsal hayata hazırladığını bilmeli. Çocuğun davranışlarının sonucunu kabul etmesi, karşılaştığı sorunları tek başına çözebilmesi, kendi duygu ve ihtiyaçlarını uygun şekilde ifade etmesi, başkalarının hak ve duygularının farkında olması, toplumun sağlıklı ve mutlu bir parçası olarak sorumluluk duygusuna sahip olması gerekiyor.
Okullar ne yapmalı?
* Çocuk, aile ve okul üçgeninde sorumluluğun gelişebilmesi için doğru tutumlarda bulunmak, güven ortamı yaratmak, sabırlı ve tutarlı davranmak, davranışlarıyla model olmak çok önemli. Bu nedenle anaokulundan itibaren velilere yönelik “her yaş grubunu ayrı ayrı anlatacak şekilde yaş gelişim özellikleri”, “anne baba tutumları”, vb. konularında veli semimerleri yapılmalı.
* Aileler okulla işbirliği içinde, sorumlulukların verilmesi konusunda kararlı olmalı. Ayrıca sorumlulukların oturmasında bilgilendirme, takip, geri bildirim ve hatırlatma kuralları çok önemli.
Bu nedenle, okullar genel bilgi aktarımları dışında bireysel olarak hem öğrenci, hem öğretmen, hem de velilere yönelik birebir görüşmeler yapmalı. Her öğrencinin bireysel farklılıkları ve özellikleri için yönlendirme, destekleme ve takiplerin yanısıra aile ile yapılan ortak hareket işbirliği daha verimli yol almayı sağlar.
* Her yaştan beklenebilecek sorumluluklar farklıdır. Okul öncesi temel olarak sorumluluğun kazandırılmaya başlamasında çok önemli bir dönem. Her öğrencinin yaşına uygun becerileri kendisinin yapması istenebilir.
* Okul öncesi yaştan üniversiteye kadar okulda veya evde çocuklardan beklenen ve talep edilen sorumlu davranışlarda yavaş ama düzenli bir artış olması beklenir. Anaokuldan lise sona kadar bir bütünsellik içinde yürütülen bu tür çalışmalarda en çok üzerinde durulan konu ise öğrencilerin bireysel ve toplumsal sorumluluklarına yöneliktir. Örneğin ödev sorumluluğu, arkadaşlarıyla yaşadığı sorunlar ve zaman yönetimi gibi değişik konularda da kişisel sorumluluk ve görevlerini farketmeleri sağlanabilir. Bunlara çözüm üretmeleri ve uygulamaları için fırsatlar verilebilir.
* Sorumluluk bilinci gelişmiş kişiler, yaptıklarının ve yapmadıklarının sorumluluğunu alır, suçlamalar yapmadan önce karşılaştıkları olumsuz durumlara kendi katkılarını düşünür. Yaptıklarının sorumluluğunu almayan kişiler, başarısızlıkları ya da karşılaştıkları olumsuz durumlar için başkalarını suçlama eğiliminde olur. Suçu kendilerinin dışında aradıkça kendilerini geliştirmekten uzaklaşırlar. Sorumluluk sahibi kişi daha özgür ve özgüveni de yüksektir.
* Okullar kurumlarında yıllardır uyguladığı değerleri öğrencilere aktarabilir. Ya da yaşantılarında pekişmesini sağlamak amaçlı birçok sınıf içi ve dışı çalışma gerçekleştirebilir.
Anne babalara düşen görevler
Ailelerin toplumsal duyarlılık ile ilgili olarak çocuklara model olması gerek. Çocuk, ailesinde topluma katkıyı, hayatının doğal bir parçası olarak görürse, kendisi de bir şeyler üretmek için istek duyar:
* Aileler birçok gönüllü iş yapabilir. En küçük çocuk bile (bir yetişkinin gözetiminde) parkta, oyun alanında veya plajda çöp toplayabilir. Bunun için herhangi bir kuruluşa dâhil olmanıza da gerek yok. Ailece toplanın, elinize çöp poşetlerini alın ve işe koyulun.
* Düşük gelirli ailelerin tamirat ve bakım işlerine yardım edin. Küçük çocuklar bu gibi büyük işleri yapamayabilir ama fırça getirip, çivileri tutarak yardımcı olabilirler.
* Ailece bir aşevinde çalışın. Yaşlılara hizmet veren bir kuruluş bulun. Evinden çıkamayan insanlara yemek götürün ve onları ziyaret edin. Çocuklarınız yalnız bir yaşlının gününü aydınlatabilir.
* Hayvan barınaklarına, ağaç veya çiçek dikimi işlerine yardım edin.
* Ne yaparsanız yapın, gönüllülük faaliyetleri ve toplum hizmeti çalışmaları hem topluma, hem de ailenize fayda sağlar.
* Sorumluluğunuzu yerine getirirseniz başkalarına yardım etmenin verdiği tatmin ve gurur duygusunu yaşarsınız.
* Sosyal sorumluluğa birlikte katılım aile ilişkilerinizi güçlendirir. Gönüllülük faaliyetleri aileler için harika bir eğlence ve yakınlaşma fırsatıdır. Ancak birçok kişi iş ve evdeki sorumlulukları nedeniyle gönüllülük faaliyetlerine vakit ayıramadığını dile getirir. Eğer sizin durumunuz da böyleyse, boş vakitlerinizi ailece nasıl değerlendirebileceğinizi tekrar düşünün. Yılda sadece bir veya iki proje seçip bunu bir aile geleneği haline getirebilirsiniz.
Okullara yöntem önerileri
Ekonomik ve teknolojik gelişmeler, bireyin giderek yalnızlaşması, çevresine yabancılaşması ve insan yaşamına anlam katan değerlerini kaybetmesi riskini de beraberinde getiriyor. Bu riski önlemek için insana değer veren, insani yönlerin ön planda olduğu sosyal yapının gelişimi için çaba gösterilmeli. Bu konuda en büyük görev, anne-babalara ve eğitim kurumlarına düşüyor. İşte yaş gruplarına göre çocuklara okulların yaptırabileceği bazı sosyal sorumluluk projeleri:
* İlköğretimin ilk kademesinde sırayla bir öğrenci sınıf başkanı olarak o gün sınıfın sorumlusu olabilir
* Yine ilköğretimde, kişisel sorumluluklarla ilgili ev ödevleri verilebilir. Rehberlik derslerinde hikaye ya da masallarla veya etkinliklerle bu konuların üzerinden geçilebilir.
* Hayvan barınaklarına yardım yapılabilir.
* Lisede her gün okul önü trafik düzenlemesinde aktif olarak görev alması istenebilir.
* Lisede, yardım kampanyaları düzenlemeye teşvik edilebilir.
* Hem ilköğretim, hem de lisede tüm öğrencilerin katılımıyla satış kampanyaları düzenlenebilir ve toplanan paralarla farklı yerlere yardımlar yapılabilir.
* Okullarda ikinci el ürünleri satılabilir. Böylece hem evde kullanmadıkları eşyaları ihtiyacı olan birilerine verir, hem de elde edilen gelirle birçok kişiye destek olabilirler.
* TEMA, LÖSEV gibi kuruluşlarla işbirliği yapılabilir.
* Kitap toplama kampanyaları düzenlenebilir.
* Çevredeki kardeş ilköğretim okuluna eğitim desteği verilebilir.
Takdir Güven Destek (3. Gün)
Sorumluluğa giden üç adım
Sosyal sorumluluğun en önemli adımları küçük yaşta atılıyor. Ancak, her adımda çocukları yüreklendirmek, zaman zaman ödüllendirmek ve takdir etmek gerekiyor. Akranlarıyla birlikte bazı projelere katılması ve bunu yüksek sesle tartışması, sonuçlarını görmesi de etkili olabilir. Özeleştiri yapmak, fikirleri konusunda özgür bırakmak da sosyal sorumluluk konusunda önemli bir adım.
TED İstanbul Koleji öğretmenleri, çocukları sosyal sorumluluk projelerine katmak için şu önerilerde bulundu:
Girişimlerine destek verin: Herhangi bir konuda bir çalışma, proje, uygulama ya da toplum
hizmeti yapmak isteyen çocuğu desteklemekte yarar var. Hatta zaman zaman bu konuda fırsat da yaratmalı. Okullarda düzenlenen etkinliklerde öğrencilerin görüşleri alınıp, karar verme sorumluluğu aktarıldığı gibi, faaliyetlerde gönüllü olmaları da özendirilebilir.
Takdir edin: Öğrencilerle okulda, sınıfta, evde düzenli görüşmeler, tartışmalar, fikir alışverişleri yapmak ve katkıları nedeniyle takdir etmek onu bu tür çalışmalara daha fazla teşvik eder.
Geri bildirimde bulunun: Çocukları sürekli kontrol etmemeli, ancak geri bildirimde bulunmalı. Bu tutum daha özgüvenli bireyler yetişmesine ve iç disiplinin oluşmasına katkı sağlar. Toplumsal aile yapımızda genellikle bunun tersi yönde bir davranış sergilendiğinden ailelere de bu davranış önerilebilir.
Güvenin: Bazı şeyleri organize etmede çocuğa görev vermeli ve bu konuda ona güvenmeli. Hatta bazı çalışmaları çocuğun sorumluluğunda yapmalı. Örneğin anaokulda ve ilköğ retimde sınıf içi kuralları öğrencilerle ortak saptamak, lisede okul içi işleyiş ve projelerde aktif rol almalarını sağlamak (değişik konularda toplum hizmeti çalışmalarını yürütmeleri, öğrenci birliği çalışmaları, meslekler günü, okul önü trafik düzenlemesi çalışmaları, yardım kampanyaları için okul içi satış yapma gibi organizasyonları birlikte yürütmek, vb.) olabilir.
İşbirliği sağlayın: Çocuklar akranlarından çok etkilenir. Birbirinden öğrenmeyi ve birlikte öğrenmeyi sağlamalı. Çocukların, kardeşlerin birbirlerine birşeyleri anlatması, yardım etmesi, büyük öğrencilerin daha küçük yaştaki öğrencilere yönelik çalışmaları gibi.
Özgür bırakın: Çocuğun kendi fikirlerini söyemesine fırsat vermeli, bu konuda özgür bırakmalı ve takdir etmeli.
Çözümü ona bırakın: Sorunlar ve olaylar karşısında çözüm üretmeyi çocuğu bırakmalı. Özellikle okullar çatışma çözme yöntemleri konusunda bilgilendirme yapmalı, sorun olduğu zaman öğrencilerin kendi çözümlerini üretmeleri için desteklemeli.
Plan yapmasına fırsat verin: Ne olursa olsun çocuğun kendisinin plan yapmalarini sağlamak ve bunları uygulamada ona zaman tanımak çok işe yarar. Lisede kendi kariyer gelişimlerinin farkına varmaları ve kariyer planlamaları konusunda öğrencilerin etkin rol üstlenmeleri önemli bir adım.
Seçimi çocuk yapmalı: Ders çalışma yöntemlerini çocuğa sunup, seçimi kendisine bırakmak da onun sorumluluk almasında önemli bir adım. Bu konuda ailelerin rehberliği dışında okullar da sınıf seviyesinde verimli çalışma yöntemleri konusunda öğrencilerine yol gösterebilir.
Özeleştiri yapmalı: Kendi davranışları ve yaptıkları hakkında özeleştiri yapan çocuk sorumluluk alma konusunda önemli adım atmış demektir. Ancak, bunu sadece davranış eksikleri ya da hatalar boyutunda değil, yaptığı iyi çalışmalarda da gerçekleştirmelidir. Örneğin; öğrencilerin meslek seçimi sürecinde kendi ilgi ve yeteneklerini bulmalarına fırsat tanınması ve kendi kararlarını vermeleri konusunda sorumluluk verilmesi her zaman işe yarar.
Öğrencilere sosyal sorumluluk projeleri ile ilgili düşündüklerini sorduk
Farklılıklara saygı duymayı öğrendim
Serkan Hurma (12. sınıf öğrencisi ): Ülkemizde engelli vatandaşlarımızın birçok zorluklarla karşı karşıya kaldığını biliyoruz. Biz de Futbol Kulübü olarak bu konuda çalışma yapmak istedik ve Ampute Futbol Takımı sayesinde hem arkadaşlarımızı bilinçlendirme, hem de engelli arkadaşlarımızın duygularını ve yaşadıkları zorlukları daha iyi anlama şansı elde ettik. Bu birliktelik sonunda anladık ki, onların hayalleri bizimkilerden farklı değil. İstekleri, yaşamlarını sürdürebilecekleri uygun koşulların sağlanması. Bunlar inanın çok zor değil. Birçok kişinin yaptığı gibi onlara acımamız veya görmezden gelmemiz de onları çok üzüyor. Unutmayalım ki engelli olmaları zayıf oldukları anlamına gelmiyor. Bu proje sayesinde farklılıklara saygı duymayı ve engellileri topluma kazandırmak için projeler üretmeyi öğrendik.
Hayata bakışım değişti
Özsu Rişvanoğlu (7. sınıf öğrencisi): Okulumuzda birçok sosyal sorumluluk projesine katılıyoruz. Hepsinin içeriği farklı, ama amacı aynı. Özellikle Mardin’den gelen yardım isteği bizi çok heyecanlandırdı. “Mardin Kardeş Okul Projesi- Yardım Kampanyası” için okulumuzla ve birlikte çalıştığım arkadaşlarımla gurur duydum. Satış için herkes yiyecek getirdi ve öğlen arası kocaman bir satış standı kurduk. 15 dakika içinde yiyeceklerimizin büyük çoğunluğunu sattık, elde edilen gelirle 40 adet bot alacağız. Satışlar sırasında 3’üncü sınıflardan bir öğrencinin 20 TL vererek “Bunu Mardin’deki arkadaşlarıma ver abla” demesi beni çok duygulandırdı. Tanımadığımız bizim yaşımızdaki arkadaşlarımız için bir şeyler yapmak çok güzel bir deneyimdi ve bizi çok geliştirdi. Sevginin paylaştıkça çoğalacağı inancının doğru olduğuna ben bu çalışmalarla inandım. Bu projelerle hayata bakış açım değişti, farklı hayatların olduğunu gördüm.
Toplum hizmeti kendine de yardım etmektir
Defne Kayserilioğlu (10. sınıf öğrencisi): Toplum hizmeti hiç karşılık beklemeden sadece başkalarına değil, aynı zamanda kendine de yardım etmektir. Bu tür şeyler insanı aydınlatır, gerçeği görmesini sağlar ve karşısındaki olumlu düşüncelerle dolu minik kalbi umutlandırır. Eğitim Gönüllüleri Vakfı’nda çalıştığım sırada, öğrenmek için annelerinin ellerini çekiştiren minik kardeşlerimle aynı çatı altındaydım. Onlarla beraber bilgisayar oynadık, kitap okuduk ve çok eğlendik. Geçen yaz, Kadın Girişimciler Derneği KAGİDER için de gönüllü olarak çalıştım. Benden yaşça büyük ve ülkesindeki kadınlara ışık tutmak için çabalayan girişimci kadınlara ayak işlerinde yardım ettim. Böyle bir kuruluşta gönüllü çalışmak kendime güvenimi arttırdı.
Hayat sadece bizden ibaret değil
Efe Rıza Zorlu (6. sınıf öğrencisi): Hayatımız sadece kendimizden ibaret olmamalı hiçbir zaman. Ailemiz, çevremiz, dünyamız hepsi hayatımız olmalı. Ve de tüm bunlarla ilgili sorumluluklarımız var. Okulumda yaptığımız sosyal sorumluluk projeleri sayesinde yardım etme ve kendim dışındaki dünyaya da katkıda bulunma isteğim arttı. “Hayvan Barınağına Yardım” kampanyasının ardından “Mardin İlköğretim Okulu Yardım Projesi” ile okulumuzdaki tüm öğrenciler sosyal sorumluluk hakkında bir fikre sahip oldu. Bu projelerin amacı çevremizdeki insanlara ve hayvanlara yardım etmek, bizde olanları paylaşmaktı. “Yardımın büyüğü küçüğü olmaz” mantığıyla herkesin çaba harcaması için gayret ediyoruz. Yardımlar birleşince ihtiyaçları fazlasıyla karşılıyor. Barınak yardımı içim gazete, mama topluyoruz.